Küllerinden Doğan Aşk

Küllerinden Doğan Aşk

By Elif Yıldırım

romance · 2026-04-23

Aslı, düğün gününde Deniz'in 'evet' dememesiyle yıkılır. Tam o sırada, Deniz'in kuzeni Ela elinde bir bebekle nikah alanına gelir. Bebeğin Deniz'e olan benzerliği, Aslı'yı şoke eder ve hayatının aşkıyla ilgili acı bir gerçeği öğrenmek üzere olduğunu fark eder.

Bölüm 1

Küllerinden Doğan Aşk

Zaman durmuş gibiydi. Gözlerim, nikah masasının hemen önünde, bana sırtını dönmüş, lacivert takım elbisesi içinde heykel gibi duran adama kilitlenmişti. Rüzgar, boğazımın düğümlenmesine rağmen atmaya devam eden kalbimin ritmine meydan okurcasına şiddetlenmişti. Bugün, hayatımın en mutlu günü olması gerekirken, sanki bir trajediye sahne oluyordu.

Derin bir nefes aldım. Buraya, onunla bir ömür geçirmek hayaliyle gelmiştim. Yıllardır kurduğum düşler, hayallerimdeki gelinlik, sevdiklerimin yüzündeki mutluluk... Hepsi bir anda anlamsızlaşmıştı. Çünkü o, 'evet' dememişti. Demeyecekti.

"Deniz?" diye fısıldadım, sesim rüzgarın uğultusunda kayboldu. Kalbim acıyla sıkışırken, gözlerim dolmaya başlamıştı. Etrafımdaki insanların meraklı bakışları üzerime çevrildi. Annemin endişeli yüzü, babamın kaşlarının çatılması... Hepsini görüyordum ama hiçbirine odaklanamıyordum. Tek odak noktam, bana sırtını dönmüş, hayatımın aşkı olan adamdı.

Deniz Demirkan... Çocukluk aşkım, ilk öpücüğüm, hayallerimin prensi. Onunla geçirdiğim her an, kalbime kazınmış birer mücevher gibiydi. Birlikte büyümüştük, birlikte gülmüş, birlikte ağlamıştık. O benim her şeyimdi. Peki şimdi neden böyleydi? Neden beni bu kadar acımasızca terk ediyordu?

Tanıdık bir hışırtı duyuldu. Bir an başımı kaldırdım. Annemin daha önce hiç görmediğim kadar telaşlı bir yüz ifadesiyle bana doğru koştuğunu gördüm. Sanki bir şey söylemek ister gibiydi ama sesi çıkmıyordu. Sadece gözleriyle 'git' der gibi bakıyordu.

Annemin ne demek istediğini anlamamıştım. Gitmek mi? Burası benim yerim değil miydi? Deniz'in yanı, onunla bir ömür süreceğim yer burası olmalıydı. Ama annemin bakışları o kadar ısrarcıydı ki, içimde bir şeylerin ters gittiğini hissettim. Sanki bilmediğim, görmediğim bir gerçek vardı ve bu gerçek, her şeyi değiştirecekti.

Son bir umutla Deniz'e doğru bir adım attım. "Deniz, ne oluyor?" diye sordum, sesim titrek çıkmıştı. Cevap vermedi. Hala bana sırtı dönüktü. Omuzları hafifçe düşmüştü sanki, ama başka hiçbir tepki vermedi. Sanki orada değilmiş gibiydi, sanki beni duymuyormuş gibiydi.

O sırada, kalabalığın arasından birinin sesini duydum. "Deniz!" diye bağırdı bir kadın sesi. Ses o kadar tanıdıktı ki, kalbim bir an duracak gibi oldu. Yavaşça arkamı döndüm ve gördüğüm manzara karşısında şoke oldum.

Ela... Deniz'in kuzeni Ela, elinde bir bebekle nikah alanına giriyordu. Yüzü solgun, gözleri dolu doluydu. Bebeği sıkıca kucağına almıştı ve bana doğru bakıyordu. Ama bakışlarında ne nefret, ne de suçlama vardı. Sadece... çaresizlik.

Ela'nın sesi titrek bir şekilde duyuldu. "Deniz..." dedi, sonra bana döndü. "Aslı... Özür dilerim."

Ne olduğunu anlamıyordum. Her şey o kadar karmaşıktı ki, zihnim bir girdaba kapılmış gibiydi. Ela'nın elindeki bebeğe baktım. Küçük, masum bir yüz... Ve o yüz, Deniz'e benziyordu. Çok benziyordu.

O anda, her şey yerine oturdu. Bir yapbozun parçaları tamamlandı. Deniz neden 'evet' demedi? Ela neden burada, elinde bir bebekle? Ve o bebek... O bebek, Deniz'in miydi?

Bu düşünce beynimde bir şimşek gibi çaktı. Kalbim acıyla parçalanırken, gözlerimden yaşlar sel gibi akmaya başladı. Her şey bitmişti. Hayallerim, umutlarım, aşkım... Hepsi bir anda kül olmuştu. Ama daha kötüsü vardı. Bilmediğim, görmediğim bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalmıştım. Ve bu gerçek, hayatımı sonsuza dek değiştirecekti. Ela'nın bebeği Deniz'in çocuğu muydu? Cevabı duymaya cesaretim var mıydı?

Bölüm 2'ye Devam Et