
Gece Kadar Karanlık Bir Başlangıç
By Ece Çağlar
romance · 2026-04-23
Aras, beş yıl önce terk ettiği aşkı Elif'in nişanına gider. Amacı, Elif'i geri kazanmaktır. Ancak, Elif'in nişanlısının tehditkar tavırları ve Elif'in geçmişte kalması gerektiğini söylemesi, Aras'ı çaresiz bırakır. Gece, Aras'ın mekandan atılmasıyla son bulur.
Bölüm 1
Gece Kadar Karanlık Bir Başlangıç
Sigara dumanı, boğazımı yakarken, balkondan aşağı, İstanbul’un ışıklarına baktım. Altımdaki şehir, yalanlar ve pişmanlıklarla dolu bir mezarlıktı ve ben, bu mezarlığın en yalnız bekçisiydim. Elimdeki kadehteki rakı, acılarımı dindirmek yerine, sadece daha da derinleştiriyordu. Beş yıl… Beş yıl önce, hayatımın aşkı olan Elif’i, kendi ellerimle itmiştim.
O zamanlar, genç ve aptaldım. Kariyerim, her şeyden önemliydi. Avukatlık büromuz yeni kurulmuştu ve ben, zirveye tırmanmak için her şeyi yapmaya hazırdım. Elif ise, kalbi sevgiyle dolu, hayata umutla bakan bir melekti. Onun saf sevgisi, benim hırslı dünyamla uyuşmuyordu. En azından, ben öyle sanıyordum.
“Aras?” Annemin sesi, beni düşüncelerimden sıyırdı. “Yine mi balkondasın? Hasta olacaksın.”
“İyiyim anne,” diye mırıldandım, sigaramdan derin bir nefes alarak. Annem, yanıma geldi ve elini omzuma koydu. Onun sıcaklığı, içimdeki soğukluğu bir nebze olsun azaltmıyordu.
“Elif’in nişanı var yarın,” dedi annem, sesi titrek bir şekilde. O an, sanki kalbime bir bıçak saplandı. Nefesim kesildi, dünya durdu. Elif… Nişanlanıyordu. Başka biriyle. Benim olabilecekken, şimdi bir başkasının hayat arkadaşı olacaktı. Bu düşünce, beni içten içe kemiriyordu.
“Biliyorum,” dedim, sesim titreyerek. Bilmemezlikten gelemezdim. Annem, her gün Elif hakkında konuşarak, beni geçmişin acılarına sürüklüyordu. Belki de, beni cezalandırmak istiyordu. Belki de, ben cezalandırılmayı hak ediyordum.
“Gitmelisin Aras,” dedi annem, kararlılıkla. “Onu görmelisin. Belki de, hala bir umut vardır.”
Annemin bu sözleri, içimde bir kıvılcım çaktırdı. Umut… Uzun zamandır unuttuğum bir duygu. Elif’i görme fikri, hem heyecanlandırıyor hem de korkutuyordu. Onu gördükten sonra, her şeyin daha da kötüleşmesinden korkuyordum. Ama, en azından denemeden pişman olmak istemiyordum.
“Bilmiyorum anne,” dedim, tereddütle. “Ya beni görmek istemezse?”
“Elif, senin düşündüğün gibi biri değil Aras. Onun kalbi hala senin için atıyor olabilir. Denemeden bilemezsin.”
Annemin sözleri, beni ikna etmeye yetmişti. Belki de, haklıydı. Belki de, Elif’in kalbinde hala bir yerim vardı. Bu umutla, içimdeki acıyı bir kenara bırakıp, harekete geçmeye karar verdim.
Yarın, Elif’in nişanına gidecektim. Onu görmeli, onunla konuşmalıydım. Ne pahasına olursa olsun, onu geri kazanmaya çalışacaktım. Bu, benim ikinci şansımdı ve bu şansı kaçırmaya niyetim yoktu.
Ertesi sabah, erkenden kalktım. Aynada kendime baktım. Gözlerimin altı morarmış, yüzüm çökmüştü. Beş yıl, beni tanınmaz hale getirmişti. Hızlıca duş aldım ve üzerime en iyi takım elbisemi giydim. Saçlarımı düzelttim ve parfüm sıktım. Elif’in karşısına, en iyi halimle çıkmalıydım.
Annem, kapının önünde beni bekliyordu. Yüzünde endişeli bir ifade vardı. “Sakın aptallık etme Aras,” dedi, beni uyararak. “Elif’i üzme.”
“Üzmeyeceğim anne,” dedim, kararlılıkla. “Sadece onunla konuşmak istiyorum.”
Annem, başını salladı ve beni uğurladı. Arabama bindim ve Elif’in nişanının yapılacağı mekana doğru yola çıktım. Yol boyunca, kalbim deli gibi çarpıyordu. Ne söyleyeceğimi, nasıl davranacağımı bilmiyordum. Sadece, Elif’i kaybetmemek için her şeyi yapmaya hazırdım.
Mekana vardığımda, kalabalığı gördüm. Herkes şık giyinmiş, neşeyle gülüşüyordu. Arabamı park ettim ve derin bir nefes alarak, mekana doğru yürüdüm. Kapıda duran görevli, davetiyemi sordu. Davetiyem yoktu. Zaten davetli değildim. Ama, içeri girmek zorundaydım.
“Ben Elif’in arkadaşıyım,” dedim, kendime güvenli bir şekilde. “Davetiyemi unutmuşum.”
Görevli, şüpheyle bana baktı. Ama, tartışmaya girmeden, içeri girmeme izin verdi. İçeri girdiğimde, gözlerim Elif’i aramaya başladı. Kalabalığın içinde, onu bulmak zor değildi. Göz kamaştırıcı güzelliğiyle, herkesin dikkatini çekiyordu. Üzerinde beyaz bir nişanlık vardı ve saçları özenle yapılmıştı. Gözleri, mutlulukla parlıyordu. Ama, o mutluluk, bana ait olmalıydı.
Elif’in yanına doğru yürüdüm. O beni fark etmemişti. Nişanlısı ile konuşuyordu. Nişanlısı… Uzun boylu, yakışıklı ve karizmatik bir adamdı. Elif’e çok yakışıyordu. O an, içimde bir kıskançlık hissi belirdi. Elif’i bu adamdan daha çok hak ettiğimi düşünüyordum.
Elif’in yanına yaklaştım ve adını seslendim. “Elif!”
Elif, bana döndü. Gözleri, şaşkınlıkla açıldı. Beni gördüğüne inanamıyordu. Nişanlısı da, merakla bana bakıyordu. O an, etrafımızdaki herkesin dikkati, üzerimize çevrildi. Zaman durdu. Dünya durdu. Sadece ben, Elif ve nişanlısı vardık.
Elif’in yüzünde, birçok duygu aynı anda belirdi. Şaşkınlık, mutluluk, üzüntü… Sanki, geçmişin tüm acıları, o anda yüzüne yansımıştı. Nişanlısı, kolunu Elif’in beline doladı ve kim olduğumu sordu. “Kim bu Elif?”
Elif, cevap vermekte zorlanıyordu. Gözleri, benimkilerle kenetlenmişti. O an, sanki birbirimizin kalbine dokunuyorduk. Ama, bu an, çok kısa sürdü. Elif, nişanlısına döndü ve bana cevap verdi. Bu cevap, benim için bir yıkım olacaktı.
“O… O benim geçmişim,” dedi Elif, sesi titrek bir şekilde. “Geçmişte kalması gereken biri.”
Elif'in bu sözleri üzerine, nişanlısı bana dönerek alaycı bir şekilde sırıttı. "Anlıyorum, tatlım. Eski bir defter. Umarım, rahatsızlık vermiyordur."
Tam o sırada, sahnenin ışıkları söndü ve anons duyuldu: "Değerli konuklarımız, şimdi de Elif ve Burak'ın ilk dansı ile geceye devam ediyoruz!"
Elif ve Burak dans pistine doğru ilerlerken, Elif'in bana attığı bakış, içimi paramparça etti. Pişmanlık, çaresizlik ve kırgınlık... Her şey o bakışta saklıydı. Dans başlarken, Burak Elif'i sıkıca kavradı ve fısıldadı: "Benden kurtuluşun yok, Elif. Artık benimsin."
Elif'in gözlerindeki korku, beni harekete geçirdi. Ne yapacağımı bilmeden, sahneye doğru atıldım ve Burak'ı Elif'ten ayırmaya çalıştım. Ancak, güvenlik görevlileri anında müdahale etti ve beni dışarı sürüklemeye başladılar. Elif'in çaresiz bakışları altında, kendimi kapının önünde buldum. Her şey bitmişti. İkinci şansım, daha başlamadan sona ermişti. Ama, pes etmeye niyetim yoktu. Elif'i geri alacaktım. Ne olursa olsun. Bu sadece bir başlangıçtı. Ve bu gece, sadece daha da karanlık olacaktı.