Elmas Tozu ve Yalanlar

Elmas Tozu ve Yalanlar

By KÖzbek

romance · 2026-04-23

Leyla'nın babasının ölümünün ardından şirketin iflasın eşiğinde olduğu ortaya çıkar. Demir Aslanoğlu, Leyla'ya şirketi kurtarması için evlenme teklif eder. Leyla, babasının mirasını kurtarmak için bu teklifi kabul eder. Nikah töreni sırasında Demir vurulur.

Bölüm 1

Elmas Tozu ve Yalanlar

Kalbim, boğazımda sıkışan bir yumruk gibiydi. Önümdeki adamın dudaklarından dökülen her kelime, zenginlik ve güçle örülü dünyamın temellerini sarsıyordu. "Anlaşma bu, Leyla. Ya şirketimi kurtarırsın, ya da babanın mirasıyla vedalaşırsın."

İstanbul'un en gözde semtlerinden birinde, Boğaz'a nazır lüks bir yalıda büyümüştüm. Hayatım, pahalı elbiseler, özel okullar ve sayısız sosyal etkinlikten ibaretti. Ama tüm bu ışıltının altında, babamın ani ölümünün ardından ortaya çıkan karanlık bir gerçek yatıyordu: Şirketimiz, iflasın eşiğindeydi.

"Başka bir yol olmalı," diye fısıldadım, sesim çaresizlikle titriyordu. Karşımda oturan adam, Demir Aslanoğlu, ülkenin en güçlü ve acımasız iş adamlarından biriydi. Gözlerindeki buz gibi ifade, bana hiç umut vermiyordu.

"Başka bir yol yok, Leyla. Baban, şirketi kurtarmak için bana söz verdi. Şimdi o sözü tutma sırası sende." Demir'in sesi, yalının duvarlarında yankılanan bir tehditti adeta.

Demir Aslanoğlu. İsmini duyduğumda bile içimde bir ürperti hissediyordum. Hakkında anlatılanlar, onu kalpsiz bir iş adamı olarak resmediyordu. Ama aynı zamanda, kadınların aklını başından alan bir çekiciliğe sahip olduğu da söyleniyordu. Şimdi, o çekiciliğin tam karşısında oturuyordum ve bu durum, beni daha da korkutuyordu.

"Ne yapmamı istiyorsun?" diye sordum, merak ve endişe dolu bir bekleyişle.

Demir, sandalyesinde arkasına yaslandı ve dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi. "Benimle evleneceksin, Leyla. Şirketini kurtarmanın tek yolu bu."

Şok içinde nefesim kesildi. Evlilik? Benim gibi özgür ruhlu bir kadın için evlilik, altın kafese girmek demekti. Ama babamın mirasını kurtarmak için başka seçeneğim yoktu. Gözlerimi sımsıkı kapattım ve derin bir nefes aldım.

"Kabul ediyorum," diye fısıldadım, sesim neredeyse duyulmuyordu. Sözlerim, yalının duvarlarında yankılanan bir lanet gibiydi.

Demir'in gülümsemesi daha da genişledi. "Harika. O zaman yarın nikahımız kıyılıyor. Hazırlanmaya başlasan iyi olur, Leyla Aslanoğlu."

O gece, yıldızlar bile bana acır gibiydi. Yatağımda dönüp durdum, zihnimde evliliğin getireceği karanlık senaryolar dönüp duruyordu. Demir Aslanoğlu ile evli bir hayat, benim için bir kabustan farksız olacaktı. Ama babamın mirası, benim omuzlarımdaydı ve onu korumak zorundaydım.

Sabah uyandığımda, kendimi bir rüyanın içinde gibi hissettim. Ama aynadaki yorgun yüzüm, gerçeği acımasızca yüzüme vuruyordu. Bugün, hayatımın en önemli günüydü. Bugün, Demir Aslanoğlu ile evlenecektim.

Yalının bahçesinde, nikah töreni için hazırlıklar başlamıştı. Beyaz güllerle süslenmiş bir çardak, Boğaz'ın eşsiz manzarasına karşı kurulmuştu. Ben, odamda gelinliğimi giymiş, kaderimi bekliyordum. Kapı çaldı ve içeriye Demir'in sağ kolu, yakışıklı ve gizemli bir adam olan Aras girdi.

"Demir Bey sizi bekliyor, Leyla Hanım," dedi Aras, saygılı bir ifadeyle.

Derin bir nefes aldım ve Aras'ın peşinden bahçeye doğru yürüdüm. Demir, çardağın altında, siyah takım elbisesi içinde, heybetli bir şekilde beni bekliyordu. Göz göze geldiğimizde, içimde tarif edilemez bir duygu belirdi. Bu duygu, korku, merak ve belki de biraz da... çekicilik miydi?

Tam o sırada, hiç beklemediğim bir şey oldu. Bir silah sesi duyuldu ve Demir yere yığıldı!

Bölüm 2'ye Devam Et