Zamanda Yankılanan Fısıltılar

Zamanda Yankılanan Fısıltılar

By Merve Tunç

scifi · 2026-04-23

Melih, the protagonist, is a failed time traveler responsible for altering the timeline by losing a powerful energy source in 1923. He is tasked with returning to the past to retrieve it, accompanied by a genetically modified team. One member, Tuba, seems to hold a mysterious connection to him.

Bölüm 1

Zamanda Yankılanan Fısıltılar

Alarm çaldığında, Melih gözlerini açmaya cesaret edemedi. Belki de sadece kötü bir rüyaydı. Belki de, bu sefer, 2347'nin gri, metalik dünyasına geri dönmek zorunda kalmayacaktı. Ama alarm susmadı.

Melih, Zaman Akıntısı Projesi'nin en umut vaat eden fizikçilerinden biriydi. Ya da en azından, bir zamanlar öyleydi. Şimdi ise, projenin en büyük başarısızlığı olarak kabul ediliyordu. Görevi, geçmişteki kritik olayları inceleyerek geleceği daha iyi bir hale getirmekti. Ancak, ilk görevi felaketle sonuçlanmıştı.

2142 yılına gönderilmişti. Amacı, o dönemde başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Büyük Kuraklık'ın nedenlerini araştırmaktı. Ancak, zaman yolculuğu sırasında meydana gelen bir hata, onu planlanandan çok daha erken bir tarihe, 1923'e göndermişti. Üstelik, zaman akışı ile uyumsuz bir nesne taşıyordu: gelişmiş bir enerji kaynağı olan 'Kozmik Çekirdek'.

1923'te, Çekirdek'i yanlışlıkla bir yangında kaybetmişti. Yüksek teknolojili cihazın o döneme ait bir ortamda yok olması, zaman çizgisinde tahmin edilemez değişikliklere neden olmuştu. Şimdi, 2347'de, bu değişikliklerin sonuçlarıyla yüzleşmek zorundaydı. Dünya, tanınmaz hale gelmişti. Doğa dengesi alt üst olmuş, teknoloji beklenmedik bir şekilde gelişmiş ve insanlık, tuhaf güçlere sahip mutantlara dönüşmüştü.

"Melih, rapor verme zamanı!" diye bağırdı sert bir ses. Bu, Proje Direktörü Amiral Vural'dı. Sesi, metalik odanın duvarlarında yankılanıyordu. Melih, yatağından kalktı. Üzerine gri, standart üniformasını geçirdi. Aynadaki yansımasına baktı. Yorgun gözler, solgun bir yüz… Zaman yolculuğunun izleriydi bunlar.

Amiral Vural'ın ofisine girdiğinde, odadaki yoğun atmosferi hemen hissetti. Holografik ekranlarda, dünyanın çeşitli yerlerinden alınan görüntüler akıyordu. Ormanlar, mor renkte parlıyordu. Şehirler, garip makinelerle doluydu. İnsanlar… onlar, artık insan gibi değillerdi.

"Görüyorum ki, hasarın boyutunu anlıyorsun," dedi Amiral Vural, buz gibi bir sesle. "Kozmik Çekirdek'in kaybı, zaman akışında onarılamaz bir yara açtı. Ama hala bir umut var."

Melih kaşlarını çattı. Umut mu? Onların dünyasında umut çoktan tükenmişti.

"Yeni bir görev," diye devam etti Amiral. "Bu sefer, Kozmik Çekirdek'i geri alacaksın. 1923'e geri döneceksin. Ama bu sefer yalnız değilsin. Yanında, genetik olarak modifiye edilmiş, zaman akışına uyumlu bir ekip olacak. Onlar, senin koruyucuların ve yardımcıların olacaklar."

Melih, ekrandaki görüntüye baktı. Üç silüet belirdi. Gözleri, en öndeki figüre takıldı. Uzun boylu, kaslı bir kadın. Saçları, alev kırmızısıydı. Gözleri… gözleri, Melih'in ruhuna işliyordu. Sanki onu tanıyordu. Sanki, geçmişten bir sırrı taşıyordu.

"Onun adı Tuba," dedi Amiral Vural. "Ve seninle birlikte, geçmişi düzeltmek için son şansımız olacak."

Bölüm 2'ye Devam Et