
Altın Kafes
By Esra Polat
romance · 2026-04-23
Leyla, babasının şirketini kurtarmak için Demir Holding'in varisi Aras ile zorla evlenir. Düğün gecesi Aras, Leyla'ya dokunmayacağını söyler. Ancak Aras'ın eski sevgilisi Selin, hamile olduğunu ve bebeğin babasının Aras olduğunu iddia ederek odaya gelir.
Bölüm 1
Altın Kafes
Gözlerimi açtığımda, ipek çarşafların lüks dokunuşundan ziyade boğazımdaki düğümle uyandım. Bugün, hayatımın geri kalanını şekillendirecek o gün. Bugün, istemediğim bir evliliğe adım atacağım gün.
İstanbul Boğazı'nın incisi gibi parlayan yalıda, her şey kusursuzdu. Hizmetçiler sessizce etrafta dolaşıyor, kahvaltı sofrası gümüş takımlarla donatılmıştı. Ama içimde kopan fırtınayı kimse bilmiyordu. Adım Leyla, ve bugün, Demir Holding'in varisi Aras Demir ile evleniyorum. Bir anlaşma sonucu, bir zorunluluktan.
Babamın iflasın eşiğindeki şirketini kurtarmak için beni Aras'a vermeyi kabul etmesi, kalbime saplanan bir hançer gibiydi. Aşkın, sevginin hiçbir anlamı yoktu bu evlilikte. Sadece iki ailenin çıkarları, iki şirketin geleceği vardı. Aynada kendime baktım. Beyaz gelinlik, sanki bir kefendi üzerimde. Gözlerimdeki çaresizlik, makyajla örtülmeye çalışılmıştı ama nafile.
Kahvaltı masasına oturduğumda, annemin gözlerindeki hüznü gördüm. O da bu evliliği istemiyordu ama elinden bir şey gelmiyordu. Babam, her zamanki otoriter tavrıyla gazeteden başını kaldırmadan birkaç kelime söyledi.
"Leyla, bugün Demir ailesine gelin gidiyorsun. Ailemizin itibarını koru. Unutma, her şey şirketimiz için."
Boğazıma bir yumruk oturmuş gibiydi. Cevap veremedim. Sadece başımı salladım ve kahvaltımı bitirmeye çalıştım. Ama her lokma, zehir gibiydi.
Düğün, Boğaz'daki en lüks oteldeydi. Davetliler arasında İstanbul sosyetesinin en önemli isimleri vardı. Herkes şıktı, herkes mutlu görünüyordu. Ama ben, en karanlık dehlizlerde kaybolmuş gibiydim. Aras'ı ilk kez nikah masasında gördüm. Soğuk bakışları, sert yüz hatları ve mesafeli duruşuyla, tam da beklediğim gibiydi. Yakışıklıydı, zengindi, güçlüydü. Ama kalbi buz gibiydi.
Nikah memurunun sorularına mekanik bir şekilde cevap verdim. "Evet" kelimesi, sanki ruhumu teslim ettiğim bir andı. Aras da aynı şekilde cevap verdi. Yüzükler takıldı, imzalar atıldı. Artık resmen evliydik. Davetlilerin alkışları arasında, Aras'ın elini tutmak zorunda kaldım. Tenim ürperdi. Bu adam, hayatımın geri kalanını geçireceğim adamdı.
Gece boyunca Aras ile neredeyse hiç konuşmadık. Davetlilerle ilgileniyor, kameralara gülümsüyorduk. Ama içimizde, derin bir uçurum vardı. Düğün pastası kesilirken, Aras kulağıma eğilerek fısıldadı:
"Bu sadece bir gösteri Leyla. Unutma, ikimiz de bu oyunu oynamak zorundayız."
Otel odasına geldiğimizde, üzerimdeki gelinliği çıkarmak için can atıyordum. Sanki beni boğuyordu. Aras, ceketini çıkarıp bir kenara attıktan sonra, Boğaz'a bakan camın önünde durdu. Arkası dönüktü. Sessizlik, odayı tamamen kaplamıştı. Sonunda, derin bir nefes alarak konuştu:
"Benimle aynı yatakta yatmak zorunda değilsin Leyla. Sana dokunmayacağım. Ama dışarıya karşı evli bir çifti oynamak zorundayız. Anlaştık mı?"
Şaşkınlıkla ona baktım. Bu, beklemediğim bir teklifti. Ama içimde bir umut ışığı belirdi. Belki de bu evlilik, düşündüğüm kadar kötü olmayacaktı. Belki de, bu altın kafeste, bir şekilde mutlu olmanın bir yolunu bulabilirdim.
Tam cevap verecekken, kapı çalındı. Aras'ın sert bakışları bana döndü. Kim olabilirdi bu saatte? Kapı açıldığında, içeriye giren kişiyle kanım dondu. Karşımda, Aras'ın eski sevgilisi, ünlü manken Selin duruyordu. Ve karnı belirginleşmişti.
"Aras, konuşmamız gerekiyor," dedi Selin, gözleri dolu dolu. "Bu bebeğin babası sensin."