Kahve Lekeli Yeminler

Kahve Lekeli Yeminler

By Esra Polat

romance · 2026-04-23

Elif'in hayatı, üzerine kahve dökülmesiyle Demir Koçoğlu ile kesişir. Demir'in oteli, Elif'in butiğinin karşısındadır ve bu durum aralarında gerilim yaratır. Demir'in beklenmedik teklifi ve ardından gelen acil bir telefon, Elif'i zor bir durumda bırakır.

Bölüm 1

Kahve Lekeli Yeminler

Elif'in hayatı, o sabah, yanlışlıkla üzerine döktüğü kahve lekesiyle değişti. O leke, sadece bembeyaz bluzunu değil, aynı zamanda, bir yıl boyunca kaçınmaya çalıştığı adamla yollarının kesişmesine de neden oldu: Demir Koçoğlu.

İstanbul'un en gözde sahil kasabası olan Yeniköy'de, Elif'in küçük, şirin bir butiği vardı. "Elif'in İğnesi" adını taşıyan bu butik, onun hem sığınağı hem de hayallerinin yansımasıydı. Tasarımları, kasabanın bohem ruhunu yansıtıyor, her bir dikişi özenle atılmış, özgün parçalardan oluşuyordu. Demir Koçoğlu ise, kasabaya yeni taşınmış, modern mimarisiyle dikkat çeken bir otelin sahibiydi. Otel, Elif'in butiğinin tam karşısındaydı ve bu durum, ikilinin sürekli burun buruna gelmesine neden oluyordu.

Demir'in oteli, kasabanın sakin atmosferini bozduğu gerekçesiyle, Elif ve diğer esnaflar tarafından pek hoş karşılanmamıştı. Elif, özellikle otelin açılışından beri artan gürültü ve kalabalık yüzünden işlerinin olumsuz etkilendiğini düşünüyordu. Demir ise, kasabaya modern bir soluk getirdiğini, turizmi canlandırdığını savunuyordu. Bu fikir ayrılığı, aralarında sürekli bir gerilim yaratıyordu.

O sabah, telaşla butiğine yetişmeye çalışırken, elindeki kahveyi Demir'in üzerine dökmüştü. Demir, her zamanki alaycı gülümsemesiyle, "Sanırım, kasabanın yerlisi olduğumu hatırlatmak istedin, Elif Hanım?" diye sormuştu. Elif, mahcup bir şekilde özür dilerken, içten içe öfkeleniyordu. "Asıl sizin bu kasabayı değiştirmeye hakkınız yok!" diye bağırmak istiyordu ama kendini tuttu. Sadece, "Üzgünüm," diyebildi kısık bir sesle.

Demir, ceketiyle kahveyi silmeye çalışırken, gözleri Elif'in butiğine takıldı. Vitrinde sergilenen elbiseler, onun dikkatini çekmişti. "Tasarımlarınız ilginçmiş," dedi, alaycı tavrından sıyrılıp. "Belki otelimizde de sergileyebilirsiniz."

Elif'in kaşları çatıldı. Bu teklif, hem bir lütuf hem de bir meydan okumaydı. "Teşekkür ederim ama benim tasarımlarım, seri üretim otel konseptine uygun değil," diye cevapladı. Demir'in gözlerinde bir parıltı belirdi. "Belki de yanılıyorsunuzdur," dedi ve Elif'e doğru bir adım attı. "Belki de birbirimizi daha yakından tanımalıyız."

O anda, Elif'in telefonu çaldı. Arayan, annesiydi. "Elif, canım, hemen eve gelmelisin. Baban... Baban fenalaştı."

Bölüm 2'ye Devam Et