Elmas Kafes

Chapter 3 — Gizemli Zarfın Sırrı

Emir Alkan'ın beklenmedik gelişi, Leyla'nın Maldivler'deki yalnızlık ve hayal kırıklığı dolu dünyasına bir fırtına gibi girmişti. Sahilde, dalgaların ayaklarına değdiği noktada durmuş, elindeki zarfı merakla Emir'e uzatırken, gözlerinde bir umut ışığı belirmişti. Emir'in soğuk, ama kararlı yüz ifadesi, bu umudu biraz olsun törpülüyordu.

"Bu zarf ne, Emir Bey? Ve neden bana yardım etmek istiyorsunuz?" Leyla'nın sesi, deniz melteminin hafif uğultusu arasında bile titriyordu. Bu evlilik, bu adam, bu adanın ıssızlığı... hepsi onun için birer labirentti ve Emir, bu labirentte bir çıkış yolu sunuyor gibiydi.

Emir, zarfı Leyla'dan almadan önce başıyla hafifçe selam verdi. "Bu zarf, her şeyi açıklayacak bir anahtar olabilir, Leyla Hanım. Alkan Holding'in karanlık yüzünü, Volkan'ın neden bu evliliği istediğini ve sizin neden bu tuzağın içine düştüğünüzü...". Gözleri, denizin maviliğine değil, Leyla'nın içine işlemiş acıya odaklanmıştı. "Size yardım etmek istememin sebebi ise basit: Adil olmayan bir düzene karşı durmak. Ve belki de... aileme karşı bir sorumluluk." Son kelimeyi söylerken sesi alçalmıştı, sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi.

Leyla, Emir'in sözlerindeki gizemi çözmeye çalışırken, arkalarından gelen bir sesle irkildi. "Ne halt yediğini sanıyorsun Emir?"

Volkan'ın sesiydi bu. Soğuk, keskin ve tehditkârdı. Sahile doğru hızla yaklaşıyordu. Üzerindeki keten gömleği ve kusursuz pantolonuyla, adeta bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibiydi, ancak yüzündeki ifade buz gibiydi. Leyla'nın yanında duran Emir'e dik dik bakıyordu.

Emir, arkasını döndü. Yüzünde alaycı bir gülümseme vardı. "Sadece bir misafiri karşılıyorum, abi. Aile bağlarını güçlendirmeye çalışıyorum." Söylediği şeyle Volkan'ın yüzü daha da gerildi.

"Senin aile bağlarını güçlendirmek istediğin tek şey, bu ailenin altını oymak." Volkan, Emir'in elindeki zarfa doğru bir adım attı. "O zarfı bana ver." Emir, zarfı Volkan'dan gizler gibi arkasına sakladı.

"Neden? İçinde benim bilmem gereken bir şey mi var Volkan? Yoksa benim bilmememi istemediğin bir şey mi?" Emir'in sesi, Volkan'ın öfkesini körüklüyordu. Leyla, iki kardeş arasındaki gerilimi izlerken nefesini tutmuştu. Bu adamların dünyası, onun anlayabileceğinden çok daha karmaşık ve tehlikeli görünüyordu.

Volkan, gözlerini kısmış, Emir'e meydan okurcasına bakıyordu. "Bu senin haddine değil Emir. Geri çekil." Tam o sırada, villa tarafından gelen bir başka ses, gerginliği daha da artırdı. "Volkan! Emir! Ne oluyor orada?"

Selin'di bu. Elinde bir kadeh içecekle, terasında otururken olayları izlemiş olmalıydı. Şimdi ise yüzünde endişeli bir ifadeyle sahile doğru geliyordu. Emir, bir anlık dalgınlıktan faydalanarak zarfı Volkan'ın eline tutuşturmayı başarmıştı. Volkan, zarfı sıkıca kavrarken gözleri Emir'in üzerinde kalmıştı.

"Sadece bir misafir karşılaması, Selin," dedi Volkan, sesi hala gergin olsa da yumuşamıştı. Selin, Volkan'ın yanına gelirken Leyla'ya kısa bir bakış atmayı ihmal etmedi. O bakışta kıskançlık mı, yoksa küçümseme mi vardı, Leyla anlayamadı.

Leyla, olan biteni izlerken kalbi hızla çarpıyordu. Emir'in yardım teklifi, Volkan'ın öfkesi, Selin'in varlığı... hepsi bir araya gelmiş, onun için yeni bir bilmece oluşturmuştu. Emir'in elindeki zarfın içinde ne olduğunu merak ediyordu. Volkan'ın eline geçen zarf, onun hayatını daha da mı zorlaştıracaktı?

Gün batımı, Maldivler'in gökyüzünü turuncuya boyarken, Leyla kendini daha da yalnız hissetmeye başlamıştı. Sahilde yürüyor, ayak izleri yumuşak kumlarda kayboluyordu. Az önce yaşananlar, kafasında dönüp duruyordu. Emir'in sözleri, Volkan'ın öfkesi... Bu evlilik, sadece bir borç ödeme aracı mıydı, yoksa daha karanlık bir oyunun parçası mıydı?

O sırada, önündeki kumlarda parlak bir şey dikkatini çekti. Eğilip aldığında, bir altın kolye olduğunu fark etti. Üzerinde, stilize edilmiş bir 'A' harfi vardı. Alkan Holding'in logosundaki harfin aynısı. Kolye, ince ve zarif bir zincire bağlıydı. Leyla, kolyeyi elinde evirip çevirirken, birden arkasında bir nefes hissetti. Dönüp baktığında, Volkan'ın gözlerinin içine baktı. Gözlerinde, daha önce hiç görmediği bir duygu vardı: Belki de merak, belki de... pişmanlık?

Volkan, Leyla'nın elindeki kolyeyi görmüştü. Yüzündeki sert ifade bir anlığına silinmişti. "O... benim annemin kolyesiydi." Sesi, neredeyse fısıltı gibi çıkmıştı. Leyla, Volkan'ın gözlerindeki buğuyu ilk kez görüyordu. Bu adam, düşündüğünden daha karmaşık olabilirdi. Ya da belki de bu sadece bir oyundu?

Volkan, Leyla'ya doğru bir adım daha attı. Elini uzatıp Leyla'nın yanağını okşayacak gibi oldu, ama son anda duraksadı. Parmağı, Leyla'nın boynundaki küçük mor lekeye dokundu. Leyla irkildi. Bu leke, Volkan'ın ona düğün gecesi farkında olmadan verdiği küçük bir yaranın iziydi. Volkan'ın parmakları o izi bulduğunda, yüzündeki ifade değişti. Bir anlığına, Leyla'nın gözlerinde kendi yansımasını gördü.

"Leyla..." Volkan'ın sesi, adeta bir itiraf gibiydi. Leyla, ne diyeceğini bilemedi. Bu yakınlık, bu dokunuş, bu beklenmedik duygu patlaması onu hem korkutmuş hem de derinden etkilemişti. Volkan'ın gözlerindeki o ifade, daha önce hiç görmediği bir kırılganlığı yansıtıyordu. Tam bu an, Volkan'ın dudakları Leyla'nın dudaklarına doğru yaklaştı. Leyla gözlerini kapattı, nefesini tuttu. Beklediği şey, bir öpücük müydü, yoksa başka bir ihanet mi? Derken, tam dudakları birbirine değecekken, bir cep telefonu sesi tüm romantizmi böldü. Volkan irkilerek geri çekildi, telefonu cebinden çıkardı. Ekrana baktığında yüzü bembeyaz kesildi. Leyla, dehşetle ekrandaki mesaja baktı. Mesajda, ailesinin evine ait bir fotoğraf vardı ve altında tek bir kelime yazıyordu: "Bitti."