Cam Tavanın Altında

Chapter 4 — Mirasın Gölgesindeki Sır

Arhan'ın odanın kapısında belirmesiyle nefesi kesildi Zümrüt'ün. Elif'in yüzündeki sahte gülümsemenin ardındaki zehirli hırsı, şimdi Arhan'ın buz gibi bakışlarıyla örtülmüştü. Elif, Arhan'ın varlığıyla irkilerek geri çekildi, gözleri bir anlığına öfkeyle parladı ama hemen ardından tatlı bir telaşa büründü.

"Arhan'ım! Ne tesadüf, tam da Zümrüt'le teyzesinin bana bıraktığı bu değerli kolyenin hikayesini konuşuyorduk," dedi Elif, sesindeki yapmacık tatlılıkla. Gözleri, avını köşeye sıkıştırmış bir yılan gibi Arhan'ı süzüyordu. Kolye, parmakları arasında usulca kayboluyordu sanki.

Arhan'ın gözleri önce Elif'in elindeki kolye üzerinde, sonra da Zümrüt'ün şaşkın ve tedirgin yüzünde gezindi. Yüzündeki ifade okunaksızdı, ancak gözlerinin derinliklerinde bir fırtınanın yaklaştığı hissediliyordu. "Elif, senin burada ne işin var? Feride Hanım'ın kolyeleri hakkında konuşmak için benim iznimi almalıydın."

Elif'in gülüşü dondu. "İzin mi? Arhan, bu benim aile yadigârım! Feride Hanım sadece emanet etmişti bana. Hem Zümrüt bana çok yardımcı oldu, değil mi canım?"

Zümrüt, Arhan'ın sert bakışları altında ezilmemeye çalışarak, "Ben sadece... sadece ne olduğunu anlamaya çalışıyordum," diye fısıldadı. Elindeki zarfı sıkıca kavradı. Annesinin adı ve üzerindeki 'Arhan'ın Annesi' yazısı zihninde yankılanıyordu. Bu fotoğraf, bu kadın, hepsi birbiriyle nasıl bağlantılıydı?

Arhan, Elif'in yalanını sezmiş gibiydi. Yüzü daha da sertleşti. "Zümrüt, sen içeri gel. Elif, seninle sonra konuşacağım." Sesi, emir verir gibiydi. Elif'in yüzü öfkeyle buruştu ama Arhan'ın kararlı duruşu karşısında sessiz kalmak zorunda kaldı. Arhan'ın bakışları Zümrüt'e kenetlendi, içinde fırtınalar kopuyordu ama bunu belli etmemeye çalışıyordu.

Zümrüt, Arhan'ın peşinden odaya girdiğinde, kapı arkalarından kapanmıştı. Odanın havası gergindi, adeta elle tutulur bir elektrik akımı vardı. Zümrüt, hala elindeki zarfı sıkıyordu. Gözleri, Arhan'ın annesiyle ilgili olduğu düşünülen fotoğrafa takıldı. Fotoğraftaki kadın, Arhan'ın annesi miydi? Peki neden Arhan'ın annesi, Elif'in şu an elinde tuttuğu kolyeyle birlikteydi?

"Bu zarf nereden geldi, Zümrüt?" diye sordu Arhan, sesi sakin ama bir o kadar da tehlikeliydi. Gözleri, Zümrüt'ün elindeki zarfa kilitlenmişti.

Zümrüt derin bir nefes aldı. "Hizmetlilerden biri getirdi. Üzerinde sadece 'Annen' yazıyordu. Ben... Ben açtım." Sesi titriyordu. Bu sır perdesinin ardındaki gerçek, onu yavaş yavaş yutuyordu sanki.

Arhan, kadının fotoğrafına doğru bir adım attı. Yüzündeki ifade değişmişti. Öfke yerini derin bir keder ve acıya bırakmıştı. Parmağı, fotoğraftaki kadının yüzünde gezindi. "Bu benim annem," dedi kısık bir sesle. "Ama bu fotoğraf... Bu fotoğraf nasıl eline geçti? Kim verdi sana bunu?"

Zümrüt, Arhan'ın değişen yüz ifadesi karşısında şaşkına döndü. İlk defa onun buzdan kalesinin içinde bir çatlak görmüştü. Acı, öfkenin yerini almıştı. "Ben bilmiyorum Arhan. Sadece annemden geldiğini düşündüm. Elif'in beni kandırdığını düşünürken, bu zarf geldi. Sanki... sanki bir oyunun parçasıyız gibi hissediyorum."

Arhan, gözlerini Zümrüt'ten ayırmadan zarfı ondan aldı. Fotoğrafı dikkatle inceledi. Kadının arkasındaki manzara, tanıdıktı. Bir zamanlar çok sevdiği, artık sadece anılarda kalan o sahil kasabasıydı. "Bu fotoğrafın çekildiği yer neresi, biliyor musun?" diye sordu, sesi hala kederliydi.

Zümrüt başını iki yana salladı. Gözleri, Arhan'ın yüzündeki acı dolu ifadeye takılı kalmıştı. Arhan'ın soğuk maskesinin ardında, derin yaralar taşıdığını şimdi daha iyi anlıyordu. Belki de bu, birbirlerine karşı olan nefretlerini azaltacak ilk adımdı. Belki de bu sır, onları birbirine daha çok bağlıyacaktı.

Arhan, derin bir nefes aldı. Gözleri tekrar Zümrüt'ün gözlerine kenetlendi. "Bu fotoğrafın sana ulaşması tesadüf değil, Zümrüt. Bu, geçmişimin bir parçası. Ve anlaşılan o ki, bu geçmiş beni ve seni de içine çekecek."

Tam o sırada, kapı çalındı. Arhan irkilerek kapıya baktı. Feride Hanım'ın sesi dışarıdan duyuldu, endişeli ve aceleciydi. "Arhan! Hemen gelmen lazım! Elif ortadan kayboldu ve Feride Hanım'ın kolyesi de yok!"

Arhan ve Zümrüt birbirlerine baktılar. Elif gitmişti. Ve Feride Hanım'ın kolyesi de... Hem Elif'in yalanları, hem gelen gizemli zarf, hem de şimdi kaybolan kolye... Her şey birbirine girmişti. Zümrüt'ün yüzü endişeyle gerildi. Bu yalının içinde kim kime güvenebilirdi ki? Arhan'ın yüzündeki sertlik geri gelmişti, gözleri tehlikeyle parlıyordu. Bu durumun ardında kimin olduğunu anlamak için her şeyi yapmaya hazırdı. Ve Zümrüt, istemeden de olsa, bu karmaşık oyunun tam ortasında kalmıştı.